Şeyleri düzleştirmeme izin ver. (Let me get things straight)

Şaka maka 1000 olmuşuz lan.

  1-1.5 ay önce Göktuğ'la yönetimde gittiğimiz revizyondan beri zaten bi hareketlenme olduydu da 1 aya kadar hiç tıklanmadığınız kadar tıklanıp 1000 küsüre ulaşırsınız deseydiniz de, vücudumun pek de güzel olmayan bir kısmıyla gülerdim size. Açık konuşayım.

  O yüzden bunun şerefine, içinde duygusallık, aşk falan barındırmayan, kah güldürüp, kah düşündürmeye çalışan bir maddeler dizisi sunmak istiyorum size. Son 1-2 haftada başıma gelenlerden derlediklerim ve çıkardığım dersler olabilir bunlar. Ya da direk duygu ve düşüncelerim olabilir. Bilmiyorum. Daha ben de yazmaya başlamadım. 2-B sınıfından Veysel isimli arkadaşımız kendi yazısını bitirince sıra bana gelecek, o zaman görecez. Bitti mi Veysel? Aa, Veysel ağlıyo lan. Hanimiş de hanimiş. Atamız evet, cumhuriyet, kağnıyı çekerken ölen öküzler falan. Ben Veysel'i sakinleştireyim siz de aşağıya geçin.

- Son 1 ay içerisinde 2 kere ağır bir şekilde hasta oldum. Kıllandım bundan, ve düşünmeye başladım. 12 ay boyunca hava sıcaklığının 4 C dereceyi geçmediği Parkersburg'de 1 kere bile hasta olmayan ben (1 kere hasta oldum ama lenslerden dolayı oluşan göz rahatsızlığıydı) nasıl oluyor da sıcaklığın bir gün 25 derece, ertesi gün 10 derece olduğu İstanbul'da ısrarla ağır bir şekilde hasta oluyordum? Bence emperyalistlerin parmağı var bu işte. Etrafa mikrop falan salıyorlar. Sonra siz de gidip referanduma "evet" diyorsunuz. HEPİNİZ CAHİLSİNİZ! TÜRKİYE SİZİN YÜZÜNÜZDEN BÖYLE OLDU!

- Kim ne derse desin, kıyafet alışverişi yapmak, sadece alışverişi yaparken zevkli. Yani "al panpa para", ve "al panpa kıyafetin, bence çok yakışacak, ehi" kısmı. Küçüklüğümden beridir işin giy/çıkar, soyun/olmadı bi daha giy, bi beden büyüğünü getireyim/aa depoda kalmamış kısımlarından nefret ederim. Hayat bu kadar acımasız olmak zorunda değil çünkü. O hani görevlinin getirdiği pantolonu giyersin ya kabinde. Üstüne geçirmeye çalışırsın, zorla üst düğmeyi kapatırsın. Kıç kısmı sıkar, boyu kısadır bazen. Üzerine olmayacağını bilirsin, ama yine de kabinden o maskara halinle çıkıp görevliyi ve anneni/babanı ikna etmen gerekir. O kabinden çıkıp da orada bir anda bütün gözler üzerine dikilince de kıyamet sorusu sorulur. "Nasıl? Oldu mu?". Olmadı kardeşim. Ayrıca sen niye bu kadar zayıfsın ve saçların bu kadar jöleli? Benim gibi arada paspal giyinsene sen de? Ben kabine girip içerde soyunurken dışarda ebeyevnlerimle ne konuşuyorsun ayrıca? Beni mi çekiştiriyonuz? Anamı karıştırma. Anamı karıştırma.

- Ha, bi de işin kabinin içine kendinle baş başa kalma kısmı var. Eski kıyafetleri çıkarıyosun ya üzerinden. Nasıl da burkuluyorlar hemen yenilerin yanında. Renkleri daha bi soluk, yırtıkları daha bi büyük geliyor gözüne. Ayakkabılarını yeni kıyafetine yakıştıramıyosun. "Ulan kıyacam paraya, herşeyden alacam üstüm başım mis gibi olacak" diye gaza geliyosun. Gelme hiç gaza, onlar da eskiyecek çünkü.

- Dilden dile alışkanlık halinde dolaşan virüs gibi kelime grupları var. "Abii", "O değil de", "Müdür naptın sen yaa", "Olm çok pis yarıldık" gibi. Bence bunlar kendi içlerinde birer organizma. Sen onları söyledikçe yaşıyorlar. Genç, dinamik, muhabbetlerinin inanılmaz eğlenceli olduğunu düşünen grupların içerisine giriyorlar grubun zayıf halkası aracılığıyla. Zamanla bu zayıf halka söylemiyor bunları, ama diğerlerinin ağzına dolanıyor. Sonra da şehir şehir, kıta kıta dolaşıyor bu öbekler. Sonra bazen vücutta tekrar diriliyorlar. Kıta kıta dolaşıyor demişken, Unicef ekipleri Somali de "Olm adama gemiyi çevir dedik, adam gemiyi batırdı, çok pis yarıldık yaa" diye konuşan korsanlara rastlamışlar. Durum ciddi.

- Ergenlikten konu açılmışken. Biraz daha çerçeve dışından baktığımdan mıdır nedir, ulan sokakta dolaşan bütün liseliler çok bi havalı, çok bi züppe gözüküyor gözüme. Boynundaki kravatı gevşetmiş, genellikle birbirine sarılma durumunda, "Ehuhaaeuheauh" diye gülen erkek grupları gördüm mü özellikle dikkatli bakıyorum. Hep bir ciddi muhabbet, hep bir dünyanın merkezi bizmişiz havaları. Cevahir de "Abi Kuzey Kore de bozdu, eskisi gibi değil hiç, eskiden baya nükleer üretiyodu yani" diye konuşan liseli bi grup gördüm. Bu kadar ayağa mı düştü dünyanın sorunları lan. Nükleer üretiyomuş. Sanki halk ekmek fırınında ekmek üretiyo. "Uranyumlu ekmeğim var abi çok güzel, bol tahıllı."

- Son olarak. Göktuğ vardı bi ara noldu ona? Ne güzel Malatya falan yazıyordu. Gülüyorduk eğleniyorduk. Keşke yazıttırsa yine bir şeyler de gülüşsek kendi aramızda. Komik bir şey varsa söyleriz, siz de gülersiniz.

Saygılar amirim.

0 yorum: