1

Reklamlar Ve Reklam Anomalileri


Şimdi lütfen baştan bir düşünelim topluca... Hmm... Yahu bu piyasada iyi reklam yapıp ürünlerin hakkını veren neden bu kadar az reklam ajansı var? Yada reklamlara hakikaten bizim gözümüzden bakıp bu tür ajanslarla çalışıp ortaya iyi reklam çıkaran neden bu kadar az firma var? Aklımın almadığı şeyler bunlar...

Eskiden belirli gazetelerin kuponlarla verdikleri şeyler için yapılan reklamlar olurdu. Bildiniz dimi? Evet evet bildiniz! Hani mesela teyp veriyorlar, teybin üstünde çocuklar dansediyor! Oha! Ne işi var lan o çocukların orada? Yani benim "Hmm, teybin üstünde danseden çocuklar, benim olmalı onlar naheohe... " deyip deli gibi kupon mu biriktirmem gerekiyordu? Yada mesela yemek takımı veriyorlar, ellerinde tabaklarla mutlu bir çift "Çok harika bir takım, üstelik sadece 9893819 kupona!!! " diyor. Bu reklamın kampanyadan önce çekilmiş olması lazım? E madem öyle sen kupon biriktirip hepimizden önce nasıl aldın o takımı? Yada alalı ne kadar oldu kaç kişiyi misafir ettin de bu kadar memnunsun bu üründen? Misafir manyağı mısın sen?

Hatta hep beraber bu reklam anomalilerini bir gözden geçirelim :

-- Bir LCD reklamı var... " Bazıları zevk için yaşar, bazıları da zevk içinde. " diyor. Bu Lcd'den çok bir abazayla - hayat kadınını anlatmıyor mu?

-- Gerçek internet, açıklıyorum falan diyor uçan bir elektronik arkadaş. Türkiye'de ne zaman mümkün oldu gerçek internet? Olduysa niye haberimiz yok? En son yanlış hatırlamıyorsam Japonya'dakilerin 10 yıl önce kullandığı interneti kullanıp onların şu an çok daha hızlısına ödediklerinin birkaç katını ödüyorduk? Nasıl bir çelişkidir bu?

-- Eminim i-phone u internete giriyor diye almamıştır kimse. Ama yaz kocaman " FACEBOOK'A BURDAN KIZ DÜŞÜREBİLİRSİN!" diye. Satış rekorları kırmazsa ben popstarlığa soyunacam...

-- C-nbce reklamları... Çok severim C-nbce'yi. Ancak sanki insanlar o dizileri reklamlarından dolayı izliyorlarmış gibi her diziye bir slogan yapıştırılması ilginç. Terminatör için " Dünyanın kaderi onların elinde!", Gossip Girl için "Biraz dedikodu yapalım!" gibi zorlama sloganlar. Evet, dünyanın kaderi onların elindeyse hepimiz yan gelip yatalım, yada ,izleyelim kesin, yok eğer yok olacaksa yüksek lisans yapmiym ben.
Gossip Girl için de yanlış kitleyi seçmiş C-nbce. O dizi sabah Seda Sayan ablamızın programının hemen öncesi yada sonrasında yayınlansaydı, Maria Mercedes (isme bak a.q.) , Rosalinda gibi reyting rekorları kırardı. Sabah programlarında karı koca birleştirmeyi değil Gossip Girl'ü tartışırlardı. İlginç olurdu netekim...

-- Şu tuzlu bisküvi reklamı var, adam geliyor "ben de simitçi tanıda bir adamım" diyor. Haohea sanki simit satıyomuş da zabıtadan dayak yemiş. Sonra simitçiliği bırakmış "Simit Tadında" olmaya başlamış. Deli midir nedir... Benim kapıma öyle biri gelecek sopayla kovalarım. Hem ben simit istedim kardeşim sen neden bana bisküvi getiriyorsun? Medyum musun?

-- Allah aşkına, yıldönümünü unutan kocasını bir bisküvi karşılığında affedebilecek bir kız var mıdır şu dünyada? Varsa benimle temasa geçebilir mi lütfen?

Uzar gide bu liste... Yorumlara ekleyin hatta aklınıza gelenleri :)))

Pek tatlı bir yazı olmadı ama, hafta arası yorgunluğu idare edin. Kendinize de çok iyi bakın. Sevgiler...
0

Cebit Bilişim 2008


















Geçtiğimiz Cumartesi Cebit Eurasia'daydık (Ben, Erman, Tuğcan, Barış). Güzel bir organizasyondu genel olarak, görülecek-incelenecek çok fazla şey vardı hepsine de zaman yetiştirdik. Herşey mükemmel değildi tabii ki, eleştirilebilecek de çok fazla şey vardı. En önemlisi kalabalıktı bu şeylerden, netekim her organizasyonda da kalabalık mutlaka sorun oluşturur Türkiye de.(bkz. Metallica-Ali Sami Yen) Fuardan enstantaneler:

--- Dakka bir gol bir hesabı hemen girişteki teknosa standında gördüğüm olay kanımı dondurdu. Reklam amaçlı sergilenen Playstation3 ler vardı. Hayvanın biri gayet rahat "Şap, Şap" diye vurdu sergilenen televizyona!! 1-2 kere de salladı ileri geri!! Sonrasında " olmuş bu evet" gibi bir cümle kurdu mu bilmiyorum, hızla uzaklaştım oradan... Tırs...

--- Toplamda 10 kocaman salon vardı Beylikdüzü TÜYAP Fuar Merkezi'nde. Ancak ne yalan söyleyeyim, çoğu sıkıcı ve daha çok büyüklere yönelikti. Biz daha çok kocaman bir sahnenin olduğu (Avea sahnesi) 7. salonda takıldık. Türkcell, TTNet, Türk Telekom gibi dev firmalar da buradaydı Avea dışında. Bütün şovlar, atraksyonlar, ünlüler oradaydı. Cenk ve Erdem'le fotoğraf çektirdik LAAAN!!!

--- Bedava sirke baldan tatlıdır şeklinde söylenen ve türkler için gayet doğru olan bu söz bir kez daha anlam kazandı gözümde. Beleş birşey dağıtılan neresi varsa orada izdiham vardı. Bezdim lan beleşten. İnsanların elinde sırf beleş diye 20-30 dergi gördüğüm oldu. Okumayacağın dergiyi neden alıyorsun kardeşim? Beleş ya anasını satayım...

--- Reklamlarda gördüyseniz dev robot TİTAN da oradaydı. Gayet ilginç bir robot, ama küfürlü konuşuyor pezeveng. " Hell!" falan. Ayıptır kardeşim elalemin robotuna düzgün konuşmayı öğretsenize... Şunu söylemeden geçemeyeceğim, Titan'ı saatlerce takip edip bu takibin her saniyesini kameraya alan insanlar gördüm. Titan her yürümeye başladığında ezilme tehlikesi yaşıyorlardı. Bir takım insanlarda ellerinde poşetlerle kovalıyorlardı Titan'ı. Ps3 lerin yaşadığı "Şap şap" lanma olayını Titan'da yaşamıştır eminim. Anlamadım, ya teknolojiye meraklı bir milletiz, ya da büyük şeyler (!) çok ilgimizi çekiyor. Neden yoksa 100 kişi koskoca fuarı bırakıp dev bi robotu takip etsin? Sinek ilaçlama arabası mı bu?

--- Gerçekten çok ilginç şeyler vardı. Özellikle Türk Telekom standlarında baya zaman geçirdik. Videofonla, İnternetli- Ankesörlü telefonlarla tanıştık. Ancak bir süre sonra buranın Türkiye olduğunu hatırladık ve boş hayallere kapılmadık. Sonuç olarak biliyorsunuz benim milletim videofonu pek tabi görüntülü seks, interneti bulunan ankesörlü telefonu sokak ortasında ayıp filmler indirmek için kullanacaktır. Öyle olmayacak diyen arkadaşlar var mı? Varsa bir ara görüşelim, gerçeklerden haberdar edelim...

--- Bazı firmalar teknoloji adına gösterecekleri pek birşey olmayınca yarı açık giyimli mankenlerle ilgi çekiyorlardı. E tabi bu standların genel izleyicisi erkekti. İlginç bir yöntem ilerde kendim için deneyebilirim. Nasıl demeyin, bir şekilde...

--- Pes 2009, Fifa 2009, Karaoke vb. oyun yarışmaları yapılıyordu. Ancak katılım çok fazla ve oynama süreleri çok düşüktü. İyiydi iyi olmasına ama çok fazla zevk alamıyor ki insan. Karaoke yarışması harikaydı, medeni cesaretle popstar havası alıp sonra az puan alarak çöken insanları bir bir gördükçe yıkıldık gülmekten. Muhaueh aklıma geldi lan yeniden.

--- Sonuç olarak yorucu ama eğlenceli bir gündü. Soğuktu da, ama kimin umrunda iyi eğlendik.

Not: Resimleri üzerlerine tıklayarak büyük görebilirsiniz.
3

Gazeteden haber alınmıyor muydu? Biz neden reklam alıyoruz?


Arkadaşlar yanlış anlamayın, siyasetten falan bahsetmeyecem şimdi. İnce konular onlar biliyoruz hepimiz, kimsenin de canını sıkim istemiyorum, ancak bu gazeteleri ve onların politikasını pek anlayamıyorum.
Şunu da yanlış anlamayın, işte Aydın Doğan'ın başbakanla olan tartışmasından falan da değildir konu, o kadar karmaşaya, tartışma ortamı yaratıp farklı siyasi görüşteki dostlarımızı biribirne düşürmeye gerek yok. Konu basit, gazetelerdeki gereksiz reklamlar, ve bunların bizim gerçeklerimizi görmemizi ne kadar engellediği.
Düzenli olarak gazete okuyan bir insan olduğum için gazetelerdeki değişimleri belki de okumayan arkadaşlarıma göre daha fazla farkediyorum. İşte son zamanlarda bu değişimler beni şaşırtıcı derecede rahatsız ediyor. Şöyle açıklayayım :
Hürriyet okurum ben. Bunun siyasi görüşlerle bir alakası yok, öyle alıştırıldım ne bileyim, tanıdığım herkes küçüklüğümden beri Hürriyet okur, bu yüzden ben de öyle yapıyorum. (bkz. "Koyun olmak") En büyük zevkimdir sabah okula gitmeden önce kapıdan gazeteyi alıp geç kalmak pahasına sömüre sömüre okumak. En azından öyleydi. Ancak farkettim ki son zamanlarda hep aynı şeyler, hep aynı politikalar hep aynı olaylar, sürekli bildiğimiz şeyleri bizlere yeniden yutturma çabası. Bu yazı aslında tamamen bu gazete hakkında değil, kişisel eleştiri tüm gazetelere.
Mesela bugün günlerden cumartesi, okula da gitmiyorum doğal olarak. İstedim ki rahat rahat okuyayım gazeteyi. Olamadı ama öyle. Neden mi? Gazetenin kendisinin de eklerinin de büyük bölümü reklam doluydu. Özellikle eklerin tüm ön ve arka sayfalarında tam sayfa reklam olması kaçırdı keyfimi. Yahu ben bu gazeteyi haber okumak için almadım mı? Neden tam sayfa heber okuyacağıma tam sayfa reklam okuyorum? İlginç...
Anlam veremedim ben. Tekrar söylüyorum bu yazı tamamen kişisel bir eleştiri. Umarım hak verirsiniz bana, kimse de dava etmez. Hoha.
İyi bakın kendinize...
2

Biz kimiz? Neye benziyoruz?


Soldan sağa, Göktuğ, Mehmet. Hoha sanki 30 kişi var resimde. Neyse. Küçük koydum bilerek çok fazla kim olduğumuz anlaşılmasın sonra sapığımız olmayın diye. Evet.
0

*Siftah yapıldı ama...*

Göktuğ açılışı yapmış. Skindirik yapmış ama yapmış lan itiraz etmeyin. Neyse...

Hayırlı olsun demek geliyor içimden ama babam hemen araya girebilir "İnternetin bugüne kadar kime ne hayrı dokunmuş töbe töbe..." diye, girme baba, yapma bunu...

Blogu mümkün olduğunca güncel tutacaz, yeter ki dostlarımız bize destek olup bol bol yazılara yorum yapsın, sonuçta istediğimiz kitleye ulaştıktan sonra seve seve devam ettireceğiz blogu.

Temel olarak blogun amacından bahsedeyim. "Amaçsızlık". Yani belli bir amaçla açmadık biz bu blogu, içimzden gelenleri sizinle paylaşalım, becerebilirsek sizleri eğlendirelim istedik. Garip değil mi lan? 2 mizin de Göktuğ ile böyle değişik ihtiyaçları var. Eğlendirmek. Ertuğ'yu korkutmak falan. (sorunuz: "Anam!" isimli hikaye. Muheuh)

Zamanla değişik içerikler, yazılar sizlerle buluşacak. Bizi tanısanız da tanımasanız da eğlenebileceğinizi umuyorum.

bir sonraki yazıya kadar hoşçakalmanız dileğiyle.

Not: Arkadaşlar yazı başlıklarındaki yıldızlar keyfi değil, yıldızların fazlalığı bize göre yazıların önemini gösteriyor. İlgi çekerse diye söyledim. Çekmediyse sorun yok. Ehu.
0

*Boş Durmasın*

blog u önizlerken boş boş duruo bide sorgunuzla alakali bi skim bulunmadı yazıo - bende sinir oldum dedim skindirik bişe yaziim dursun - maksat gören yazı var sansın - hem herşeyide memetin başına yıkmamış olurum bu suretle ...
hadi ilk yazıyı gönderdim hayırlı uğurlu olsun - bol geyikli olsun - insanların sıkılınca girmek istedikleri bi blog olsun - ollsun ollsun ...