0

Hepimizin kafası kocaman.


Bazen nasıl insan nasıl çok yorgun olup da, sabahın ilk ışıkları içini kıpır kıpır ettiği için uyuyamıyorsa;
Bazen nasıl uyuduğu halde, uyandığında uyumuş olduğunun farkında olamıyorsa;
Bazen nasıl uyumuşsa, rüya göremiyorsa;
Bazen gördüğü rüyaların gerçekleşmesini dileyemiyorsa;
Bazen dilediği şeylerin gerçekleşip gerçekleşmediğini merak ediyorsa;
Bazen nasıl merak ettiği şeylerden sırf üşendiği için uzak kalıyorsa;
Bazen uzak kaldığı şeylerin değerini neden kaybettiğini düşünüyorsa;
Bazen düşünürken, kimi düşündüğünü hatırlayamıyorsa;
Bazen hatırlayıp da unutamıyorsa;
Bazen nasıl unutamayıp, aşık oluyorsa;
Bazen aşık olup, çocuklar gibi utangaca bağlayıp, bunu kimseye söyleyemiyorsa;

Bazen de söylemesi gereken onlarca şeyi içinde biriktirip, kendi dağını kendi içinde yaratıyor.

Allah kahretsin be adam! Vana bozuldu!

E peki ne olacak şimdi?

Patlayacakmıyız?

Hmm...

KABOOM!
2

Bir Kar Hikayesi..


"Okul... Dersler... Uyku... Stres... Hımmssspfffff... "

Sayıklamalarıyla uyandım şekerlememden. Saat 4 civarlarına yaklaşırken benim beynim de durmaya yaklaşıyordu bunu farkettim. Aslında bıraksalar, bıraksam, ertesi gün ders başlayana kadar uyurdum. Uğraşmak istemiyordum ki hiç... Ders stresi, yeni bir dönem, mevsim değişikliği... Ev işleriyle de uğraşmam gerekiyordu. Böyle aslında bi' meteor falan düşseydi ya etrafa, bana ve benim sevdiklerime değil de böyle tarla bir alana düşseydi. İnsanlar galeyana gelselerdi, okul tatil olsaydı. Hayaller, hayaller diye tekrar iç geçirdim, aynı anda utandım ama kendimden, meteor mu? Daha gerçekçi hayaller kurmaya başlamalıydım be kardeşim...

Doğruldum, hala her tarafım ağrıyor. Evin hiç de benim gibi birisine göre olmayan işleriyle uğraştım isteksizce. Bitince iç çekemedim, rahatlayamadım, çünkü biliyordum ki bu ilginç kısır döngü tekrar edecekti birkaç gün içerisinde.

Karnım aç bir şekilde televizyon izleyip internette takılırken düşündüm, "Yahu ayaklarım diğer günlerden daha mı fazla üşüyor? Belki de kaloriferler açık değildir..."

Dışardan yemek söyledikten sonra uyku etkisinin tamamen kaybolmasıyla biraz daha sağlıklı düşünmeye başladım. "Ayaklarım yine üşüyor... Çorap giymediğimden mi yoksa? Yok yok kaloriferler açık değil herhalde.."

Söylediğim yemekler gelene kadar kaloriferleri elimle kontrol etmeyi akıl edemedim, yada ettim ancak gerekli beyin enerjisini vücuduma sağlayamadım.

Yemeğim geldi, hala ayaklarım üşüyordu, saçlarım daha dağınık gözükmeye, gözlerim daha bozuk görmeye, tutulan yerlerim daha çok ağrımaya başlamıştı. Yine de uzak durdum kaloriferlerden, çünkü çalışmıyorlarsa başka çözümler aramam gerecekti, ve ben o çözümler için fazla miskindim o esnada.

Yemeği süpürüp, kendime geldikten sonra sırtımı kalorifere yasladım. Allah allah, çalışıyorlardı? Niye üşüyordum ki ben.. Haberleri izledim, dergi okudum, oyalandım, arkadaşlarıma mesajlar çektim... Tam kalkıp bilgisayara yöneldim ki sarı ışıklar gördüm dışarda. Ambülans? Yoo... İtfaiye? Bi bakiym bari...

E tabi bu esnada normal bir insan "Aa ne güzel" tepkisini verir. Ama adanalıyız biz.

"OHA LAN KAR YAĞIYO! HER YER BEMBEYAZ! OHA!"

Msnde ilk karşılaştığım dostum Cihan ile aramızda şöyle bir diyalog geçti ;

Mehmet: Abi kar yağıyo?
Cihan: Evet abi, burayada yağdı ama çok değil.
Mehmet: Olm her yer bembeyaz? Kar istemiyorum ben..
Cihan: Üzülme Mehmet, hayat böyle... Kar istemiyo olabilirsin ama okulların açılma gerçeğini değiştirmiyo bu :D :D

Nasıl ya aynı tepkiyi vermez? Kar olm bu? İnsan kara bu kadar sıradan tepki verir mi? Cihan neyin var?

Derken Berk girdi msne.

Mehmet: Berk dışarı bak kar yağıyo, her yer bembeyaz!!!
Berk: Oha harbi lan! Oha heryer bembeyaz! Süper lan!

Ahahaha, işte aradığım tepki bu. Artık gönül rahatlığıyla karı sindire sindire izleyebilirim.

Acaba dışarı çıkıp kardan adam mı yapsam? Yok yok deli sanacak millet bu saatte... Ekmek alma bahanesiyle çıkıp kar toplayıp evin içinde mi debinsem? Bu saatte bakkal mı açık olur ki... Kapıcıa söyleyeyim kar getirsin? Oha... Pencereden şu aşşağıdaki kar topluluğunun üzerine atlasam acaba..

Not: Çok fazla gördüm geçtiğimiz sene. Gına gelmişti artık. Ama görüyoruz ki bazı özelliklerimiz üzerlerine ne kadar gitsek de değişmiyor :)) Anlamıyorum netekim, biz adanalılar nasıl kar görünce bu kadar sevinebiliyoruz...

Bu yazıyı tüm kar severlere adıyorum bebelerim!
0

Ne? Kim? Efendim?

Baktım da şimdi. Uuu. Uzun olmuş hakikaten yazmayalı.

Sonra her seferinde düşündüğüm gibi tekrar düşündüm, ulan kim okuyor ki zaten? Sonra her seferinde düşündüğümde o düşünen tarafımı dürterek hafiften gaz veren derin devlet kişiliğim yine dürttü beni. Yaz yaz sen, dedi. Kimse okumazsa içindekileri dökersin, dedi. Peki abi dedim, fazla karşı koyamam kendisine.

E tabi ne oldu? Araya tatil girdi. Çok meşguldü kafam tatilde. Farkettim ki insan yapacak birşeyi olduğu zaman daha az düşünüyor. Tatilde yapacak şeylerim de vardı hani. Ancak, bunlar bana ders stresinden farklı şeyler yaşatan düşüncelerdi. Haliyle, insanın düşünceleri daha bi kendisine yönelik olmaya başlıyor. Daha bi gelecek içeriyor, yada plan, yada plansızlık duruma göre.

Berk de bu arada boş durmamış, bloguna gayet güzel, olağan temposunun dışında yazılar yazmış. Sağ tarafta linki var tavsiye ederim. Genelde ders vermeye çalıştığı için kendisi yazıları belli bir yerden sonra sosyal mesaje kayıyordu. Güzel yazmış netekim son 3 yazısını gayet tuttum. Yürü kim tutar seni Berk :D

Hep yazarken belirtiyorum, hani nasıl hayat bir yolculuksa her mola verişimizde nerede olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Otobüste giderken camdan bakınca tabelaları yakalamak falan zor geliyor, göz bozuyor. Zaten uykunuz da var yorulmuşsunuz. Bitse de eve gitsek diyorsunuz bazen. Mola verdiğinizde ama tesisin adı sayesinde gayet güzel anlıyorsunuz, yolculuğun neresindesiniz :). Şurdan diyorsunuz biraz şeker aliym. Yok yok simit aliym. Tost-çay mı yapsam? Yada zaten çok yoruldum bu yolculuktan en iyisi hiçbirşey yemeyeyim, yapmayayım. Mola bittiğinde farkediyorsunuz ki bıraksalar o tesiste mışıl mışıl uyursunuz. Yetmiyor 20 dakika.

Oha yanlız, harika metaforik bir paragraf oldu. Şimdi direk o paragraftan başlayanlar otobüs yolculuğuna çıktım falan sanacak. İlginç bak, beklemiyodum bunu kendimden.

Gördüğünüz üzere, yazacak belli bir konuya sahip değilsem sapıtıp fazla uzun ve fazla dağınık yazıyorum.

O zaman herkese güzel tatil sonları diliyorum. Liseli arkadaşlarım zaten okullarına kavuştular ve eminim çok mutlular. Böyle her sabah gözlerinde çiçek taneleriyle okula koşa koşa gidiyorlar. E darısı biz üniversitelilere ne diyelim.

Zaman bulursanız arayın beni. Okul açılıyor ve ben okula gitmek istemiyorum. Moral verin, üzülme deyin, hayat bu deyin. Deyin bunları bana. Lütfen? (ühühü, ani duygu değişimleri)

Sevgiler!