Yenilmek için yazılmış bir dünyada kazanmak için koşturan bir grubuz biz.
Hayatın her alanı zor, her alanı engebeli, hop onu aştım, hop ondan kurtuldum derken aslında çukurun taa dibinde yaşadığını farkedemez oluyor insan. Zaten asıl amacımız da o engebeleri aşmak değil üstad? Yanılıyor muyum? Kazanmak bu hayatın taa sonunda o çukurdan çıkıp ışığı görebilmek değil mi? Başkalarının üstüne basmadan, kendi başına, tırnaklarınla canın acıya acıya, can havliyle tırmana tırmana çıkmak değil mi?
Zaten yenilmek kaderin kendisiyse, o zaman amaç yenildiğinde de yenildiğinin farkında olmak. Bir sonraki yenilgiden önce belki bu sefer kazanırım diye en techizatlı, en şatafatlı hazırlığı yapmak.
Kadere saygı duymak bizim kaderimizde yok.
2 saat sonra sınavım var. Ben 1 saat önceden yola çıkacam. Neden? Çünkü sınava girmek için bile bir sınava giricem. Kafalar mı karıştı? Burda otobüse binmek, okula yürümek, sınav salonuna ulaşabilmek, sınav salonundan yer kapabilmek bile bir uğraş. Bir sınav. Ama gün gelecek şeytanın bacağını değil, belini kırıcaz.
Dediğim gibi, yenilmek için yazılmış bir dünyada kazanmaya oynuyoruz biz.
Hak verilmeyen bir dünyada haklarımızn da peşinden koşuyoruz.
Meseleler.
Şu dünyada kadınların değerlerini iyi bilmek gerekiyomuş netekim.
Sınavdan çıktım erken geldim eve, hazır dedim boşum işim gücüm yok, az evi toparlayayım, bulaşık neyin yıkayayım.
Hala nefes nefeseyim arkadaş. Ne ev işiymiş. Sonra da bu kadınlar nasıl kilo almıyo diyoruz. Bence gayet normal. Browniler, supangleler havada uçuşuyo, sonra ver elini ev işi. Hooop, yaktın mı sana 1500 kalori yarım saatte.
Onların değerini bilmek güzel de, tembel tembel oturmanın da zevki apayrıymış. Her gün böyle iş yapsam diyete falan gerek kalmaz, şipşak olurum 60 kilo, tığ gibi delikanlı, gelin alın tepe tepe kullanın.
Yok oje sürdüm, yok bilmem ne giydim. Az yedim çok koştum. Ev temizledim bulaşık yıkadım. Yemek yaptım, çarşaf değiştirdim. Ohoo. Ölme eşşeğim ölme.
Anam iyi ki erkek doğurmuş beni. Öbür türlü çoktan kolay yola kaçıp kötü yola düştüydüm ben.
Sınavdan çıktım erken geldim eve, hazır dedim boşum işim gücüm yok, az evi toparlayayım, bulaşık neyin yıkayayım.
Hala nefes nefeseyim arkadaş. Ne ev işiymiş. Sonra da bu kadınlar nasıl kilo almıyo diyoruz. Bence gayet normal. Browniler, supangleler havada uçuşuyo, sonra ver elini ev işi. Hooop, yaktın mı sana 1500 kalori yarım saatte.
Onların değerini bilmek güzel de, tembel tembel oturmanın da zevki apayrıymış. Her gün böyle iş yapsam diyete falan gerek kalmaz, şipşak olurum 60 kilo, tığ gibi delikanlı, gelin alın tepe tepe kullanın.
Yok oje sürdüm, yok bilmem ne giydim. Az yedim çok koştum. Ev temizledim bulaşık yıkadım. Yemek yaptım, çarşaf değiştirdim. Ohoo. Ölme eşşeğim ölme.
Anam iyi ki erkek doğurmuş beni. Öbür türlü çoktan kolay yola kaçıp kötü yola düştüydüm ben.
Fıkralarla gallopa koşan Yıldız atı.
Finallerde ilk düzlüğü geride bıraktım.
Yada finaller bende ilk düzlüğü geride bıraktı.
Hangisi doğru 2-3 hafta içinde açıklanınca öğreneceğim, ve emin olun, çok çok değerli sizleri de bundan haberdar etmeyeceğim. Evet, etMEyeceğim. Delimiyim ben? Ne kadar tembel, yada çalışkan olduğum kimin ilgi alanı ki arkadaş? Meşgul olmayın benim notlarımla. Onun yerine yazılarımı okuyun. Şu an yaptığınız gibi. Anaa. Biri okuyor lan harbiden. Çok mutlu oldum şu an. Öylesine mutluyum ki derhal "Fıkralarla Türkiye" izlemeliyim. Bu denli kocaman bir sevinci ancak böyle muhafaza edebilirim.
Şaka şaka yapmicam öyle bişe. Yaparsam benden şüphe edebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın, "Fıkralarla Türkiye" gayet güzel, nutella tadına, kendi kitlesi olan, ve anlayacak kapasitedeyseniz sizi gülmekten yerlere yatıracak, kalp krizleri geçirtebilecek bir program. Hoş anlamasanız da kalp krizi geçirtebilir...
O zaman ne yapıyoruz? Açıyoruz yuutuubu. İzlemey..
İzliyemiyoruz. Kapalı çünkü. Şırdancı mı bu gece 8-9'dan sonra açılsın?
O zaman finali olan çalışsın. Olmayan eğlensin. "Cool" bebeler facebookta takılsın. Geri kalanlar da sağlıcakla kalsın.
Ha...
Şırdan ne mi? Eheheh. Bilenler parmak kaldırsın!!! Bilmeyenler de(yazık) bana yazsın, yada arasın, yada mesaj atsın. Açıklayıp ağızları sulandırayım.
Olsa da yesek...
Yada finaller bende ilk düzlüğü geride bıraktı.
Hangisi doğru 2-3 hafta içinde açıklanınca öğreneceğim, ve emin olun, çok çok değerli sizleri de bundan haberdar etmeyeceğim. Evet, etMEyeceğim. Delimiyim ben? Ne kadar tembel, yada çalışkan olduğum kimin ilgi alanı ki arkadaş? Meşgul olmayın benim notlarımla. Onun yerine yazılarımı okuyun. Şu an yaptığınız gibi. Anaa. Biri okuyor lan harbiden. Çok mutlu oldum şu an. Öylesine mutluyum ki derhal "Fıkralarla Türkiye" izlemeliyim. Bu denli kocaman bir sevinci ancak böyle muhafaza edebilirim.
Şaka şaka yapmicam öyle bişe. Yaparsam benden şüphe edebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın, "Fıkralarla Türkiye" gayet güzel, nutella tadına, kendi kitlesi olan, ve anlayacak kapasitedeyseniz sizi gülmekten yerlere yatıracak, kalp krizleri geçirtebilecek bir program. Hoş anlamasanız da kalp krizi geçirtebilir...
O zaman ne yapıyoruz? Açıyoruz yuutuubu. İzlemey..
İzliyemiyoruz. Kapalı çünkü. Şırdancı mı bu gece 8-9'dan sonra açılsın?
O zaman finali olan çalışsın. Olmayan eğlensin. "Cool" bebeler facebookta takılsın. Geri kalanlar da sağlıcakla kalsın.
Ha...
Şırdan ne mi? Eheheh. Bilenler parmak kaldırsın!!! Bilmeyenler de(yazık) bana yazsın, yada arasın, yada mesaj atsın. Açıklayıp ağızları sulandırayım.
Olsa da yesek...
Önce bi ikinci tura çıkaydık?
Finaller başlıyor bebeler.
En azından Yıldız'lılar için. Bazı okullarınki çoktan bitmiş olabilir, bazılarınınki başlamamış bile olabilir. Orası ayrı konu.Yine de, hangimiz hazırız ki finallere, finaller bize sormadan başlıyor?
Geçtiğimiz sene bu tarihlere yakın yazdığım yazı var aşağıda. Ne kadar stres yapmışım, ne kadar şişmişim, ne kadar coşmuşum! Bu sene çok daha ağır bir hava hakim bende. "Ne olacaksa olsun..." diyor içim. Hayır, çalışmadığımdan değil. Zaten daha da çalışacak vakit var. Olgunlaşıyor muyum ne?
Ya herkes benim gibi, büyüdükçe, okulda ilerledikçe, "Ulan final minal, sonuçta hepsi 1er saatlik yazılı sınav. Geçer gider... Kalıcı olan başka şeyler var." diyor.
Yada görüyorum etrafımda. "Finallleeeeer! Abavvvv!" diye paçalarında bir tutam ateş koşturuyorlar.
Size tavsiyem. Çalışın. Çok çalışın. Ama kalan zamanda da coşun, coşturun. Geçen sene hangi finale hangi tarihte girdiniz, hangisi nasıl geçti, hangisine ne kadar çalıştınız hatırlıyor musunuz? Seneye de bu zamanları kolay kolay hatırlamayacaksınız. Coşamıyorsanız da arayın beni. Yardımcı olurum. :)
Öpüldü herkes kızıl yanaklarından.
En azından Yıldız'lılar için. Bazı okullarınki çoktan bitmiş olabilir, bazılarınınki başlamamış bile olabilir. Orası ayrı konu.Yine de, hangimiz hazırız ki finallere, finaller bize sormadan başlıyor?
Geçtiğimiz sene bu tarihlere yakın yazdığım yazı var aşağıda. Ne kadar stres yapmışım, ne kadar şişmişim, ne kadar coşmuşum! Bu sene çok daha ağır bir hava hakim bende. "Ne olacaksa olsun..." diyor içim. Hayır, çalışmadığımdan değil. Zaten daha da çalışacak vakit var. Olgunlaşıyor muyum ne?
Ya herkes benim gibi, büyüdükçe, okulda ilerledikçe, "Ulan final minal, sonuçta hepsi 1er saatlik yazılı sınav. Geçer gider... Kalıcı olan başka şeyler var." diyor.
Yada görüyorum etrafımda. "Finallleeeeer! Abavvvv!" diye paçalarında bir tutam ateş koşturuyorlar.
Size tavsiyem. Çalışın. Çok çalışın. Ama kalan zamanda da coşun, coşturun. Geçen sene hangi finale hangi tarihte girdiniz, hangisi nasıl geçti, hangisine ne kadar çalıştınız hatırlıyor musunuz? Seneye de bu zamanları kolay kolay hatırlamayacaksınız. Coşamıyorsanız da arayın beni. Yardımcı olurum. :)
Öpüldü herkes kızıl yanaklarından.
Ters taraftan beatbox yapmak.
Kimsenin iç çamaşırı rengi kimseyi ilgilendirmiyor.
Kanser için de olsa, kimsesizler için de olsa. Olsa'nın oğlu da olsa.
Kalp kanseri için belirli günlerde kırmızı giymeyi anlarım da. Bu biraz uçmuşluk.
Kanımca bir grup abaza, "Ulan bişe uyduralım da şu sağda solda ne kadar kız varsa ne renk iç çamaşırı giydiklerini öğrenelim, abazalığımızın tadını çıkaralım!" dedi. Sonra da bunlar ortaya çıktı. Ha evet, abaza kızlara da ayrıca gün doğmuş oldu. Tebrikler kızlar, artık hayallerinizi süsleyen erkek ne renk don giyiyor biliyorsunuz!
İşin ilginci ben "Kesin Türkiye'den bir abaza bulmuştur bunu" derken bir de baktım Amerika'da ne kadar arkadaş varsa onlar da yazmış ne renk don giydiklerini. Şaşırdım. Afalladım. Şu an da düşünceliyim ayrıca. Noluyo lan?
Ya gerçekten böyle bişe var, ben bunları yazdığım için hakikaten feci g.t olacam, yada ben haklıyım, ama hiçbişe kazanmadım, abazalar yine mutlu. İki türlü de ben kaybettim. Abazalar kazandı. Vay anasını, azmış olmak varmış şu dünyada.
İlla birşeyin farkında olacaksak bu tür şeylere ne kadar çabuk kaptırıyoruz kendimizi, bunun farkında olalım.
Kanser için de olsa, kimsesizler için de olsa. Olsa'nın oğlu da olsa.
Kalp kanseri için belirli günlerde kırmızı giymeyi anlarım da. Bu biraz uçmuşluk.
Kanımca bir grup abaza, "Ulan bişe uyduralım da şu sağda solda ne kadar kız varsa ne renk iç çamaşırı giydiklerini öğrenelim, abazalığımızın tadını çıkaralım!" dedi. Sonra da bunlar ortaya çıktı. Ha evet, abaza kızlara da ayrıca gün doğmuş oldu. Tebrikler kızlar, artık hayallerinizi süsleyen erkek ne renk don giyiyor biliyorsunuz!
İşin ilginci ben "Kesin Türkiye'den bir abaza bulmuştur bunu" derken bir de baktım Amerika'da ne kadar arkadaş varsa onlar da yazmış ne renk don giydiklerini. Şaşırdım. Afalladım. Şu an da düşünceliyim ayrıca. Noluyo lan?
Ya gerçekten böyle bişe var, ben bunları yazdığım için hakikaten feci g.t olacam, yada ben haklıyım, ama hiçbişe kazanmadım, abazalar yine mutlu. İki türlü de ben kaybettim. Abazalar kazandı. Vay anasını, azmış olmak varmış şu dünyada.
İlla birşeyin farkında olacaksak bu tür şeylere ne kadar çabuk kaptırıyoruz kendimizi, bunun farkında olalım.
Rüya tabirhanesi.
Herkes bir rüyada yaşıyor be abi.
Cidden, yalan söylemiyorum. Herkes dalmış gitmiş kendi rüyasına. Sürekli koşturuyor ama, hani uyurken gördüğün rüyada yapamazsın ya hiçbirşey, elin kolun bağlıdır. Öyle koşturuyor herkes. Uyanmaya çalışan da yok hiç. Ben arada uyanıyorum, o ayrı. Şöyle bir etrafa bakıyorum, gerçekliği hiç beğenmiyorum. Suratımı limon yemiş bebekler gibi ekşitiyorum, sonra tekrar kendi rüyama dalıyorum. Herkes bebekler gibi uyurken, ben huzursuz uyuyorum. Ya biri gelir de tekrar uyandırır, beni zorla dışarıyla yüzleştirirse diye. Ne yapsam ne etsem? Uyku hapı mı alsam ünlülerin yaptığı gibi?
Amacında herkes. İsteklerinde. Kendi derdinde.
Kesin vardır ama, benim gibi arada uyanıp gerçeği gören. Ama hiç çaktırmıyordur. Uyananları, gerçeği görüp peygamber gibi sağa sola anlatanları sevmez ki kimse. Sever mi? Sevse bu kadar üstüne gitmezdik herhalde bu uykunun.
Hala uyuyanlar; uyumayı seçenler, rüyada olduğunun farkında olmayanlar. Pessimist gerçekle karşılaşın artık bence. İnsanoğlu zalim, insanoğlu bencil, insanoğlu yalnız, ve insanoğlu düşüncesiz. Siz uyurken gelip birisi ranzayı sallar, sizi yataktan düşürür, yerde rüya görmeye mecbur bırakabilir. Bunları yapanlar güçlü, yada sizden daha iyi insanlar değil. Sizden tek farkları arada uyanıp gerçekleri görüp, aslında kimsenin kişisel bir rüyada olmadığının, bütün insanlık olarak tek bir rüya gördüğümüzün farkında olmaları.
Gerçek acı ama hala umut var. Uyuyan tüm tanıdıklarınızın suratına şöyle soğuk bir bardak su dökün. Bu rüyanın gördükleri kadar tatlı olmadığını anlatın onlara.
Bir sonraki uyandırma servisinde görüşmek üzere. Herkesi öptüm, kokladım.
Kişisel Not : Siz de mi benim gibisiniz? Yoksa okurken "Manyah mı lan bu? Tevbe tevbe..." mi dediniz?
Cidden, yalan söylemiyorum. Herkes dalmış gitmiş kendi rüyasına. Sürekli koşturuyor ama, hani uyurken gördüğün rüyada yapamazsın ya hiçbirşey, elin kolun bağlıdır. Öyle koşturuyor herkes. Uyanmaya çalışan da yok hiç. Ben arada uyanıyorum, o ayrı. Şöyle bir etrafa bakıyorum, gerçekliği hiç beğenmiyorum. Suratımı limon yemiş bebekler gibi ekşitiyorum, sonra tekrar kendi rüyama dalıyorum. Herkes bebekler gibi uyurken, ben huzursuz uyuyorum. Ya biri gelir de tekrar uyandırır, beni zorla dışarıyla yüzleştirirse diye. Ne yapsam ne etsem? Uyku hapı mı alsam ünlülerin yaptığı gibi?
Amacında herkes. İsteklerinde. Kendi derdinde.
Kesin vardır ama, benim gibi arada uyanıp gerçeği gören. Ama hiç çaktırmıyordur. Uyananları, gerçeği görüp peygamber gibi sağa sola anlatanları sevmez ki kimse. Sever mi? Sevse bu kadar üstüne gitmezdik herhalde bu uykunun.
Hala uyuyanlar; uyumayı seçenler, rüyada olduğunun farkında olmayanlar. Pessimist gerçekle karşılaşın artık bence. İnsanoğlu zalim, insanoğlu bencil, insanoğlu yalnız, ve insanoğlu düşüncesiz. Siz uyurken gelip birisi ranzayı sallar, sizi yataktan düşürür, yerde rüya görmeye mecbur bırakabilir. Bunları yapanlar güçlü, yada sizden daha iyi insanlar değil. Sizden tek farkları arada uyanıp gerçekleri görüp, aslında kimsenin kişisel bir rüyada olmadığının, bütün insanlık olarak tek bir rüya gördüğümüzün farkında olmaları.
Gerçek acı ama hala umut var. Uyuyan tüm tanıdıklarınızın suratına şöyle soğuk bir bardak su dökün. Bu rüyanın gördükleri kadar tatlı olmadığını anlatın onlara.
Bir sonraki uyandırma servisinde görüşmek üzere. Herkesi öptüm, kokladım.
Kişisel Not : Siz de mi benim gibisiniz? Yoksa okurken "Manyah mı lan bu? Tevbe tevbe..." mi dediniz?
Baştan çıkarılmış yazar.
Uzun zaman oldu.
Yahu... OFF! Böyle başlamak istemiyorum ben yazıya? Niye böyle başlıyorum? Toparlarsak 4. defadır böyle girmeye çalışıyorum yazılarıma. Evet doğru, uzun zaman oldu. Ama bunu böyle belirterek ne sağlamaya çalışıyorum? Ben de bilemiyorum. Bilen varsa da mesaj atsın. Numaram ; 0900 350 fısır fısır.
Şaka şaka öyle bir numaram yok. Atlayan olmasın. Telefon faturası adınıza kitlenince aramayın beni elinizde odunla. Hoş, şu aralarki ruh halim bir adet odunu feci halde hakediyor. Arayın beni dostlar. Ellerde odunlarla arayın, sopalarla arayın. Beni vurunca da verin kafama, verin omurlarıma, iliklerime. Ama öldürmeyin. Vur dedik, öldürmeyin. (Bir atasözünü ilk defa tam yerinde ve tam zamanında kullanıyorum. Galiba az önce cennetten bir melek düştü dünyaya. Eheheh. Tamam sakin olun, kimse derinleşmesin.)
Saadedime gelelim. Geri dönmeye karar verdim. Malumunuz bilen bilir, alisko.org bir nevi artık Ali'nin kişisel projesi haline geldi. Bu sebepten dolayı uzun zamandır düşüncelerini yalnızca kendisiyle paylaşan ben, kendim, (rakamla; BEN) tekrar düşüncelerimi sizlere açmaya karar verdim.
Bu sebepten ötürü de sade olan bu blogu yeniledim.(Başaçu'ya teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilir, bir çekle geri ödeyeceğimi belirtmek isterim.) Farklı bir havayla, farklı tasarımlarla, ama aynı içerikle karşınızdayım. İsteyen arkasına da alabilir. Ayrı konu o. Kimse gelip de bunun muhabbetini yapmasın kırılırım. Darılırım. Gücenirim.
Kendime geleyim... Öhm. Üstte benim 2 yıl önce yazdığım hoşgelmişlik yazısı hala duruyor. Ama olsun, bu yeni başlangıç için beni okuyan herkese yeniden söyleyeyim. HOŞGELDİNİZ!
Not: Yazarken çalıyordu ; hiçbişe. Bişe dinlerken yazı yazamam arkadaş. Albüm tanıtımı yaparken bile o albümü dinlemem bi yandan. Bana böyle şeylerle gelmeyin.
Yahu... OFF! Böyle başlamak istemiyorum ben yazıya? Niye böyle başlıyorum? Toparlarsak 4. defadır böyle girmeye çalışıyorum yazılarıma. Evet doğru, uzun zaman oldu. Ama bunu böyle belirterek ne sağlamaya çalışıyorum? Ben de bilemiyorum. Bilen varsa da mesaj atsın. Numaram ; 0900 350 fısır fısır.
Şaka şaka öyle bir numaram yok. Atlayan olmasın. Telefon faturası adınıza kitlenince aramayın beni elinizde odunla. Hoş, şu aralarki ruh halim bir adet odunu feci halde hakediyor. Arayın beni dostlar. Ellerde odunlarla arayın, sopalarla arayın. Beni vurunca da verin kafama, verin omurlarıma, iliklerime. Ama öldürmeyin. Vur dedik, öldürmeyin. (Bir atasözünü ilk defa tam yerinde ve tam zamanında kullanıyorum. Galiba az önce cennetten bir melek düştü dünyaya. Eheheh. Tamam sakin olun, kimse derinleşmesin.)
Saadedime gelelim. Geri dönmeye karar verdim. Malumunuz bilen bilir, alisko.org bir nevi artık Ali'nin kişisel projesi haline geldi. Bu sebepten dolayı uzun zamandır düşüncelerini yalnızca kendisiyle paylaşan ben, kendim, (rakamla; BEN) tekrar düşüncelerimi sizlere açmaya karar verdim.
Bu sebepten ötürü de sade olan bu blogu yeniledim.(Başaçu'ya teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilir, bir çekle geri ödeyeceğimi belirtmek isterim.) Farklı bir havayla, farklı tasarımlarla, ama aynı içerikle karşınızdayım. İsteyen arkasına da alabilir. Ayrı konu o. Kimse gelip de bunun muhabbetini yapmasın kırılırım. Darılırım. Gücenirim.
Kendime geleyim... Öhm. Üstte benim 2 yıl önce yazdığım hoşgelmişlik yazısı hala duruyor. Ama olsun, bu yeni başlangıç için beni okuyan herkese yeniden söyleyeyim. HOŞGELDİNİZ!
Not: Yazarken çalıyordu ; hiçbişe. Bişe dinlerken yazı yazamam arkadaş. Albüm tanıtımı yaparken bile o albümü dinlemem bi yandan. Bana böyle şeylerle gelmeyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

