*Yazı tebrik üzerine yazıldı... Yazcam dediğim halde 1 yıldır bu bloga yazı yazmıyorum hatta girmiyorum - hatta blogger a giriş yapmak için anam ağladı şifremi unutmuşum - ve hala bu sitede bi yazarım. Artık Mehmet arkadaşlığımızdanmı , face de gönderdiğim poker çiplerinden dolayımı atmıyor bilemiyecem ... İşte canım sıkıldı bi giriim dedim bişeler yazarım belki diye ...
*Sabahtan beri omegle da -ya da omegle de telahafuzundan emin değilim- gavurlarla chat yapıyorum ... asl lere im not girl get out demekten bıktım... uykum var... yani normal bir ruh hali içerisinde değilim -zaten normal olsam yazı yazmazdım heralde-
*Yazıyı bir an önce tamamlamak istiyorum yoksa backspace e bir süre basacam ve bir daha yazı yazamayacam muhtemelen -daha önce bir çok kez oldu- o backspace e bastımmı en az 1 ay gidiyor ... hatırlıyorum en sooon yağmurlu bir günün akşamıydı ... ekinler biçilmişti... ben yine bir şeyler yazmaya başlamıştım ama daha sonra çok mal bişe olduğunu düşünüp - ki bundan daha mal olduğunu sanmıyorum - backspace e basmıştım bir süre... ah dilimi eşşek arısı soksaydı da basmasaydım o backspace e
*Bide şimdi okul bitiyor ya onunda psikolojik etkisinden dolayı biraz garibim çünkü ilk defa bu kadar saçma bitiyor... Okul bittiği için çalışmayı bırakacam ama öss dönemine girdiğim için çalışmaya başlıyacam ... arkadaş ne saçma iş bu ne yapçağımı kavrayamadım ki...
*Zaten psikolojimde bi anormallik olduğunu bir hafta kadar önce happy tree friends adlı çizgifilm serisini keşfettiğimde anlamıştım - burdan bir gözatabilirsiniz http://happytreefriends.com/ - böle küçük sevimli karakterlerle başlıyor çizgifilm ve sonuna kadar hepsi parçalanmış oluyor ... ve ben bunun 40 a yakın bölümünü ardarda izledim ... eğlendimde... ama çok güzel parçalanıyolar bir bakabilirsiniz...
*Ayrıca bu yazı en sevmediğim yazı tarzıdır.Yazar kendi hayatı farklıymış gibi hayatından bölümler verir ve ya sevgili günlük havası içinde yaşadıklarını anlatır... Bu tarz yazılarda genelde yazar kendi hayatına insanları çekmeye çalışır ama aslında kimse yazarlı ciklemez... yani ne mal bi yazı bu , bu neki şimdi diyebilirsiniz ki ben de diyorum mantık hatası varmı diye yazdıklarımı okurken... bu nedenle bu yazıyı okumasanızda olur... keşke daha erken söyleseydim değilmi...
*Bu arada geçenlerde garip bir şiir yazdım hala atılmamışsam bi ara onuda sizinle paylaşmak isterim...
*Yazıyı okuduğunuz ... bu şavşak ne yüzle burda yazıyor demediğiniz ... arasıra yapılmış mavralara bu ne lan şimdi esprimi lan bu demediğiniz ... ulan de , ki , mi öylemi yazılır ayrı yazılır nalet olsun sana demediğiniz ... beni sevdiğiniz ... sevmiyorsanız benim yerine sağ elinizin baş parmağı işaret ve orta parmağın arasından dik olarak çıkacak şekilde yumruk yapıp kendi suratınıza salladığızın ... ve benim hatırlamayıp sizin yaptığınız her şey için teşekkürler...
*Hala backspace e basmadığıma göre hayırlı olsun...
OHAA!
Oha lan blogdaki yazılar eşşek gibi büyümüş?
Noluyo kim oynuyo bu blogla? Göktuğ sen misin ses ver?
Hmm...
Neyse iyi olmuş da olabilir. Annanemle dedem rahatça okuyabilir yazdıklarımı.
Bi dakka. Aşağıda atheizmle ilgili bi yazı var_?
Yok yok küçültiym ben bu yazıları.
Kontrol paneli... Ayarlar... Fısır fısır...
(sessizce uzaklaşır..)
Noluyo kim oynuyo bu blogla? Göktuğ sen misin ses ver?
Hmm...
Neyse iyi olmuş da olabilir. Annanemle dedem rahatça okuyabilir yazdıklarımı.
Bi dakka. Aşağıda atheizmle ilgili bi yazı var_?
Yok yok küçültiym ben bu yazıları.
Kontrol paneli... Ayarlar... Fısır fısır...
(sessizce uzaklaşır..)
Hepimizin kafası kocaman.

Bazen nasıl insan nasıl çok yorgun olup da, sabahın ilk ışıkları içini kıpır kıpır ettiği için uyuyamıyorsa;
Bazen nasıl uyuduğu halde, uyandığında uyumuş olduğunun farkında olamıyorsa;
Bazen nasıl uyumuşsa, rüya göremiyorsa;
Bazen gördüğü rüyaların gerçekleşmesini dileyemiyorsa;
Bazen dilediği şeylerin gerçekleşip gerçekleşmediğini merak ediyorsa;
Bazen nasıl merak ettiği şeylerden sırf üşendiği için uzak kalıyorsa;
Bazen uzak kaldığı şeylerin değerini neden kaybettiğini düşünüyorsa;
Bazen düşünürken, kimi düşündüğünü hatırlayamıyorsa;
Bazen hatırlayıp da unutamıyorsa;
Bazen nasıl unutamayıp, aşık oluyorsa;
Bazen aşık olup, çocuklar gibi utangaca bağlayıp, bunu kimseye söyleyemiyorsa;
Bazen de söylemesi gereken onlarca şeyi içinde biriktirip, kendi dağını kendi içinde yaratıyor.
Allah kahretsin be adam! Vana bozuldu!
E peki ne olacak şimdi?
Patlayacakmıyız?
Hmm...
KABOOM!
Bir Kar Hikayesi..

"Okul... Dersler... Uyku... Stres... Hımmssspfffff... "
Sayıklamalarıyla uyandım şekerlememden. Saat 4 civarlarına yaklaşırken benim beynim de durmaya yaklaşıyordu bunu farkettim. Aslında bıraksalar, bıraksam, ertesi gün ders başlayana kadar uyurdum. Uğraşmak istemiyordum ki hiç... Ders stresi, yeni bir dönem, mevsim değişikliği... Ev işleriyle de uğraşmam gerekiyordu. Böyle aslında bi' meteor falan düşseydi ya etrafa, bana ve benim sevdiklerime değil de böyle tarla bir alana düşseydi. İnsanlar galeyana gelselerdi, okul tatil olsaydı. Hayaller, hayaller diye tekrar iç geçirdim, aynı anda utandım ama kendimden, meteor mu? Daha gerçekçi hayaller kurmaya başlamalıydım be kardeşim...
Doğruldum, hala her tarafım ağrıyor. Evin hiç de benim gibi birisine göre olmayan işleriyle uğraştım isteksizce. Bitince iç çekemedim, rahatlayamadım, çünkü biliyordum ki bu ilginç kısır döngü tekrar edecekti birkaç gün içerisinde.
Karnım aç bir şekilde televizyon izleyip internette takılırken düşündüm, "Yahu ayaklarım diğer günlerden daha mı fazla üşüyor? Belki de kaloriferler açık değildir..."
Dışardan yemek söyledikten sonra uyku etkisinin tamamen kaybolmasıyla biraz daha sağlıklı düşünmeye başladım. "Ayaklarım yine üşüyor... Çorap giymediğimden mi yoksa? Yok yok kaloriferler açık değil herhalde.."
Söylediğim yemekler gelene kadar kaloriferleri elimle kontrol etmeyi akıl edemedim, yada ettim ancak gerekli beyin enerjisini vücuduma sağlayamadım.
Yemeğim geldi, hala ayaklarım üşüyordu, saçlarım daha dağınık gözükmeye, gözlerim daha bozuk görmeye, tutulan yerlerim daha çok ağrımaya başlamıştı. Yine de uzak durdum kaloriferlerden, çünkü çalışmıyorlarsa başka çözümler aramam gerecekti, ve ben o çözümler için fazla miskindim o esnada.
Yemeği süpürüp, kendime geldikten sonra sırtımı kalorifere yasladım. Allah allah, çalışıyorlardı? Niye üşüyordum ki ben.. Haberleri izledim, dergi okudum, oyalandım, arkadaşlarıma mesajlar çektim... Tam kalkıp bilgisayara yöneldim ki sarı ışıklar gördüm dışarda. Ambülans? Yoo... İtfaiye? Bi bakiym bari...
E tabi bu esnada normal bir insan "Aa ne güzel" tepkisini verir. Ama adanalıyız biz.
"OHA LAN KAR YAĞIYO! HER YER BEMBEYAZ! OHA!"
Msnde ilk karşılaştığım dostum Cihan ile aramızda şöyle bir diyalog geçti ;
Mehmet: Abi kar yağıyo?
Cihan: Evet abi, burayada yağdı ama çok değil.
Mehmet: Olm her yer bembeyaz? Kar istemiyorum ben..
Cihan: Üzülme Mehmet, hayat böyle... Kar istemiyo olabilirsin ama okulların açılma gerçeğini değiştirmiyo bu :D :D
Nasıl ya aynı tepkiyi vermez? Kar olm bu? İnsan kara bu kadar sıradan tepki verir mi? Cihan neyin var?
Derken Berk girdi msne.
Mehmet: Berk dışarı bak kar yağıyo, her yer bembeyaz!!!
Berk: Oha harbi lan! Oha heryer bembeyaz! Süper lan!
Ahahaha, işte aradığım tepki bu. Artık gönül rahatlığıyla karı sindire sindire izleyebilirim.
Acaba dışarı çıkıp kardan adam mı yapsam? Yok yok deli sanacak millet bu saatte... Ekmek alma bahanesiyle çıkıp kar toplayıp evin içinde mi debinsem? Bu saatte bakkal mı açık olur ki... Kapıcıa söyleyeyim kar getirsin? Oha... Pencereden şu aşşağıdaki kar topluluğunun üzerine atlasam acaba..
Not: Çok fazla gördüm geçtiğimiz sene. Gına gelmişti artık. Ama görüyoruz ki bazı özelliklerimiz üzerlerine ne kadar gitsek de değişmiyor :)) Anlamıyorum netekim, biz adanalılar nasıl kar görünce bu kadar sevinebiliyoruz...
Bu yazıyı tüm kar severlere adıyorum bebelerim!
Ne? Kim? Efendim?
Baktım da şimdi. Uuu. Uzun olmuş hakikaten yazmayalı.
Sonra her seferinde düşündüğüm gibi tekrar düşündüm, ulan kim okuyor ki zaten? Sonra her seferinde düşündüğümde o düşünen tarafımı dürterek hafiften gaz veren derin devlet kişiliğim yine dürttü beni. Yaz yaz sen, dedi. Kimse okumazsa içindekileri dökersin, dedi. Peki abi dedim, fazla karşı koyamam kendisine.
E tabi ne oldu? Araya tatil girdi. Çok meşguldü kafam tatilde. Farkettim ki insan yapacak birşeyi olduğu zaman daha az düşünüyor. Tatilde yapacak şeylerim de vardı hani. Ancak, bunlar bana ders stresinden farklı şeyler yaşatan düşüncelerdi. Haliyle, insanın düşünceleri daha bi kendisine yönelik olmaya başlıyor. Daha bi gelecek içeriyor, yada plan, yada plansızlık duruma göre.
Berk de bu arada boş durmamış, bloguna gayet güzel, olağan temposunun dışında yazılar yazmış. Sağ tarafta linki var tavsiye ederim. Genelde ders vermeye çalıştığı için kendisi yazıları belli bir yerden sonra sosyal mesaje kayıyordu. Güzel yazmış netekim son 3 yazısını gayet tuttum. Yürü kim tutar seni Berk :D
Hep yazarken belirtiyorum, hani nasıl hayat bir yolculuksa her mola verişimizde nerede olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Otobüste giderken camdan bakınca tabelaları yakalamak falan zor geliyor, göz bozuyor. Zaten uykunuz da var yorulmuşsunuz. Bitse de eve gitsek diyorsunuz bazen. Mola verdiğinizde ama tesisin adı sayesinde gayet güzel anlıyorsunuz, yolculuğun neresindesiniz :). Şurdan diyorsunuz biraz şeker aliym. Yok yok simit aliym. Tost-çay mı yapsam? Yada zaten çok yoruldum bu yolculuktan en iyisi hiçbirşey yemeyeyim, yapmayayım. Mola bittiğinde farkediyorsunuz ki bıraksalar o tesiste mışıl mışıl uyursunuz. Yetmiyor 20 dakika.
Oha yanlız, harika metaforik bir paragraf oldu. Şimdi direk o paragraftan başlayanlar otobüs yolculuğuna çıktım falan sanacak. İlginç bak, beklemiyodum bunu kendimden.
Gördüğünüz üzere, yazacak belli bir konuya sahip değilsem sapıtıp fazla uzun ve fazla dağınık yazıyorum.
O zaman herkese güzel tatil sonları diliyorum. Liseli arkadaşlarım zaten okullarına kavuştular ve eminim çok mutlular. Böyle her sabah gözlerinde çiçek taneleriyle okula koşa koşa gidiyorlar. E darısı biz üniversitelilere ne diyelim.
Zaman bulursanız arayın beni. Okul açılıyor ve ben okula gitmek istemiyorum. Moral verin, üzülme deyin, hayat bu deyin. Deyin bunları bana. Lütfen? (ühühü, ani duygu değişimleri)
Sevgiler!
Sonra her seferinde düşündüğüm gibi tekrar düşündüm, ulan kim okuyor ki zaten? Sonra her seferinde düşündüğümde o düşünen tarafımı dürterek hafiften gaz veren derin devlet kişiliğim yine dürttü beni. Yaz yaz sen, dedi. Kimse okumazsa içindekileri dökersin, dedi. Peki abi dedim, fazla karşı koyamam kendisine.
E tabi ne oldu? Araya tatil girdi. Çok meşguldü kafam tatilde. Farkettim ki insan yapacak birşeyi olduğu zaman daha az düşünüyor. Tatilde yapacak şeylerim de vardı hani. Ancak, bunlar bana ders stresinden farklı şeyler yaşatan düşüncelerdi. Haliyle, insanın düşünceleri daha bi kendisine yönelik olmaya başlıyor. Daha bi gelecek içeriyor, yada plan, yada plansızlık duruma göre.
Berk de bu arada boş durmamış, bloguna gayet güzel, olağan temposunun dışında yazılar yazmış. Sağ tarafta linki var tavsiye ederim. Genelde ders vermeye çalıştığı için kendisi yazıları belli bir yerden sonra sosyal mesaje kayıyordu. Güzel yazmış netekim son 3 yazısını gayet tuttum. Yürü kim tutar seni Berk :D
Hep yazarken belirtiyorum, hani nasıl hayat bir yolculuksa her mola verişimizde nerede olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Otobüste giderken camdan bakınca tabelaları yakalamak falan zor geliyor, göz bozuyor. Zaten uykunuz da var yorulmuşsunuz. Bitse de eve gitsek diyorsunuz bazen. Mola verdiğinizde ama tesisin adı sayesinde gayet güzel anlıyorsunuz, yolculuğun neresindesiniz :). Şurdan diyorsunuz biraz şeker aliym. Yok yok simit aliym. Tost-çay mı yapsam? Yada zaten çok yoruldum bu yolculuktan en iyisi hiçbirşey yemeyeyim, yapmayayım. Mola bittiğinde farkediyorsunuz ki bıraksalar o tesiste mışıl mışıl uyursunuz. Yetmiyor 20 dakika.
Oha yanlız, harika metaforik bir paragraf oldu. Şimdi direk o paragraftan başlayanlar otobüs yolculuğuna çıktım falan sanacak. İlginç bak, beklemiyodum bunu kendimden.
Gördüğünüz üzere, yazacak belli bir konuya sahip değilsem sapıtıp fazla uzun ve fazla dağınık yazıyorum.
O zaman herkese güzel tatil sonları diliyorum. Liseli arkadaşlarım zaten okullarına kavuştular ve eminim çok mutlular. Böyle her sabah gözlerinde çiçek taneleriyle okula koşa koşa gidiyorlar. E darısı biz üniversitelilere ne diyelim.
Zaman bulursanız arayın beni. Okul açılıyor ve ben okula gitmek istemiyorum. Moral verin, üzülme deyin, hayat bu deyin. Deyin bunları bana. Lütfen? (ühühü, ani duygu değişimleri)
Sevgiler!
We all have a dream.

Siz farketmeseniz de ben farkındaym, bir süredir yazamıyorum buraya. Sebepleri de zaten o kadar önemli değil.. Kişisel sebepler deyip olayı özele indirgeyim ve merakınızı suyla söndüreyim.
Yukarıdaki resim İngiltere'den. Eminim haberlerde birçoğunuz dikkat etmiştir. İngiltere'li atheist toplulukları kendi aralarında birleşerek kendilerine yapılan bağışları kullanıyorlar ve Londra genelinde 600 e yakın otobüse böyle bir reklam veriyorlar. Benim ilgimi çekense bu olayda yapılan faaliyet değil, içindeki cesaret ve özgüven.
Aslında bu olay biraz da missilleme hristiyan-müslüman gruplara karşı. Çok uzun olmayan bir süre önce Hristiyan gruplar aynı şekilde otobüslere "Atheistler Cehennem'de yanacaklar! Bir'an önce tanrıya inanmaya başlayın!!" şeklinde bana göre sinir bozucu bir reklam vermişlerdi. Ancak farkettiyseniz, atheist gruplar buna aynı kabalık ve kendini bilmişlikle cevap vermek yerine, böyle renkli renkli, insanın içini açan şirin bir reklamla karşılık veriyorlar.
Beni takip ediyorsanız bir süredir, farketmişsinizdir, hep olaylara "Bizde böyle olsa ne olur acebağğğ?" diye yaklaşıyorum. Ancak, cidden, bu olayda kitlendim. Bizim ülkemizde atheist gruplar toparlanıp iett otobüslerine böyle bir reklam verseler, ne olur? E tabi modern düşünüyorsunuz, nolacak falan diyorsunuz... E iyi de belgesel çekimleri için kaleye eski bizans bayrağı konulduğunda, hatırlamıyor musunuz neler olduğunu?
Netekim, aynen öyle. O otobüs taşlanır, reklamı verenler dava edilir çok sevilen millet vekillerimiz tarafından. İmamlarımız sağda solda "Hakk yoluna gelin Hakk!" diye coşarlar. "Nolacak bu ülkenin hali!" diye dizlerini döverler düşünürlerimiz.
Ama düşünce özgürlüğünü doyasıya yaşamak, vatandaşlık haklarını düşünce özgürlüğü haklarıyla birleştirmek neden bu kadar zor?
Evet, öncelikle "şüphe duymaktan", "felsefe" den, "psikoloji" den, yani düşünmekten, çelişmekten korkulduğunun farkına varmak gerekir. Din bizim herşeyimiz bu ülkede. Anne-babamız hangi dine mensupsa, biz de o dinin en gururlu üyeleri olmak zorundayız. Kaçışımız, 2. bir seçeneğimiz, çıkar yolumuz yok. "Abi inanıyorum ama işte..." diye konuşmaya başlayan bir dolu insan varken, anlamıyorum nasıl oluyor da bu kadar kabul ediliyor genel-geçerlilik.
Belli değil mi? Birçoğumuz karşıyız bu düzene. Birçoğumuz, bir seçeneğimiz olsun istiyoruz. Ama, yapabildiğimiz birşey yok. Elimiz kolumuz geleneklerle bağlı. Ağzımızı açsak, sçıyorlar o ağızın içine. Ne Tanrı, ne dinler, ne genelekler, ne inanışlar hakkında görüşlerimizi özgürce söyleyebiliyoruz. Yada bir dakika... Söyleyebiliyoruz ama kendi aramızda. Büyüklerimiz bunları bilmemeli görmemeli sanki. Çünkü "atheistlik" kötü birşey. İnanmamayı bırakın "Agnostik" olup şüphe duymak bile kötü birşey. Atheistler ve agnostikler herkese saygı duymak zorunda eşşek gibi, ama onlar biraz saygı isteyince kıyamet kopuyor, taşlanıyorlar. Dışlanıyorlar.
Sabah otobüse bindiğimde "Hakk yoluna gel ey inanmayan, yoksa cayır cayır yanacaksın!" yazısını görmek istemem. İnanıp inanmadığım bana özel, ama inanmayan insanların böyle vahşice korkutulmasına göz yummak istemem. Şunu da pek anlamıyorum, neden atheistler hep "biz" inananlardan daha ılımlı, daha mantıklı oluyorlar? Neden onların verdikleri reklam sabah içinizi açacak birşeyken, inananların verdiği reklamlar, yaptıkları şeyler vahşi korkutma eylemlerinden ibaret? Korkutarak mı inandırmak gerekiyor insanları? E hani dinler hoşgörülüydü? Herkes inanıp inanmamakta özgürdü?
Demek istediğim şu. Bir seçeneğe ihtiyacımız var. Başka bir din, başka bir görüş, başka bir inanış seçsek de hoşgörüye ihtiyacımız var. Başka şeylere açık olmaya ihtiyacımız var. Elimizi taşa götürmeden önce, aklımıza götürmeye ihtiyacımız var.
Çok mu toplumsal mesajı içerdi? Farkındayım evet... Napalım, bazen böyle şeyler yapmak gerekiyor :)))
Not: Bu arada "atheist" derken "oha lan şu grubun solisti atheistmiş, çok cool ya ben de atheist olcam" atheistlerinden değil, bilimsel düşünüp tercihini yapan atheistlerden bahsediyorum.
Take care bebeler!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)