Etiketini bi göstersene.


 Hayatta değişen çok az şey var aslında. Moraller, manevi değerler hep benzer şekilde kalırken sadece teknoloji gelişiyor. Değiştirdiği tek şey de bize kazandırdığı zaman. Yani aslında hiç bir şey değişmiyor hayatta. Sadece bazı şeyler daha kolaylaşıyor, onlara ayırdığımız zaman azalıyor. İnsan da doğanın en yüzsüz canlısı olarak bu hıza değişerek ayak uyduruyor. Özet geçmek gerekirse, insan değişmez kadar büyük bir yalan yok. Hepimiz değişiyoruz, etraftaki hıza, başka insanların değişmesine ayak uyduruyoruz. Ortam değişiyor, biz değişiyoruz. Yüzsüz bir güruhuz yani, bundan 2-3 sene önceki halimiz çıksa karşımıza tokadı basar yolumuza devam ederiz. Bizimle ilgili değişmeyen tek şey özlediklerimiz. Çünkü aslında özlediğimiz şeyler başaramadığımız, ne kadar değişsek de bir türlü hırsını bırakamadığımız şeyler. Bu yüzden geçmiş diye bir kavram var hayatımızda.

- 3 katlı beslenme çantam vardı lan benim ilkokulda. En alt katta sucuklu tost olurdu, bi üst katında tatlı olurdu irmik tatlısı, şekerpare falan, en üst katında da resmen çatal bıçak peçete olurdu. Bakınca resmen 3. katı dolduramayacak kadar fakirmişiz auahdeudh. Çatal bıçağı başka bi yere koy oraya da güzel güze yiyecekler koy dimi. Boşu boşuna kaçak kat çıkmışsın oraya, mal mal taşıyorsun. Etraftaki çocuklar da merak ediyor, "ulan bizimkinde 2 kat var, bununkinde 3, ne var acaba 3. katta?" diye. Bişe yok oğlum üzülmeyin, peçete var. Siz insan gibi elinizi yıkarken ben lord gibi peçeteyle ağzıma pıt pıt yapıyorum öyle temizleniyorum sadece, aramızdaki fark bu. Sonra da o peçeteyi katlayıp, önlük cebime koyup hayatıma devam ediyorum. Ha tabi bazen irmik tatlısının şiresi peçeteye bulaşıyo, bok oluyo her şey. Fakirlerle elimi yıkamak zorunda kalıyorum.

- "Eskiden kumaş, el örmesi mendiller olurdu yahu, ehe ehe" muhabbetini yapabiliyorum resmen. Yetiştim çünkü o döneme. Ama düşününce şimdi saçma geliyor. Ne güzel önlük cebine koyulmuş mendil var, nasıl kıyacaksın kullanmaya? Gidip kantinden peçete istiyorsun falan. O mendili de sadece çok uçuk durumlarda kullanıyorsun. İşte sınıfa müfettiş gelmiş öğrencilere baklava ikram ediliyor falan. Ya da sınıfın aslında güzel olmayan, ama diğer kızlara nazaran güzel olan kızı hapşuruyor falan o zaman veriyorsun. Koskoca mendilsin araba falan yesene.

- Onur Çakar'ın çok beklenen "Benim bariz yapıp da sizin yapamayacağınız 100 şey" kitabı çıktı! Bariz seçkin kitap evlerinde de...

- Ulan şimdi bi ton masrafımız var düşününce. Ev kirası, yemek, giyecek, eğlence, içki falan... İnsan küçükken ne güzel, sokuştur cebine elli kuruş, yolla okula. 10 tane sakız alır, simit alır, limonata alır, bi ton şey alır. Zaten öyle çok modaya dikkat eden, her aldığına alıcı gözüyle bakan bi insan topluluğu yok çevresinde. Işıklı ayakkabıyı da geçir ayaklara, pofidik pofidik gez zıplayarak. Tıraş da olmuyor, saçını da yaptırmıyor. Simidini ye otur modeli. Bizim ilkokulda kantini 5. sınıflar işletirdi. Resmen 50 kuruşa 2 simit 1 limonata alabilecekken sadece bir simit verir üstünü kendileri alırdı şerefsizler. Şimdi kesin silah falan kaçırıyorlardır, uyuşturucu satıyorlardır. Pislikler. Ulan nolurdu 2 simit alsam, birini kıza versem, gözüne girsem kızın zenginmiş gibi. Eşşoleşekler. Verin lan geri paralarımı, faiziyle 1 milyon dolar oldu. Ühühühü...

- Merhaba ben içinde çok az şampuan kalmış şampuan şişesi. En yakın arkadaşım sadece kadınların kullandığı saç bakım kremi şişesi. İnsanlar beni çok hor görüyor, ters çevirip ısrarla arkama arkama vuruyorlar. Mal mısınız, gidin yeni şampuan alın. Duşa giriyosunuz, bi de bi ton yoruluyosunuz benden zorla şampuan çıkaracam diye. İçime su falan da koyuyosunuz, rencide oluyorum. Ceza olarak da köpürmüyorum, temizlenmeden gerizekalı gibi çıkıyosunuz duştan. Biraz para toparliym krem 7/24'le kaçacam bu diyarlardan. Hepiniz göreceksiniz gününüzü g.tler.

http://twitter.com/mfarukonder bu çocuk resmen çok komik yea.

- Merhaba, ben de misafirliğe gittiğiniz evdeki çok güzel kokan sıvı sabunum. En yakın arkadaşım "ulan acaba temiz midir, pis bir yerlerini falan silmişler midir" diye tırsa tırsa elinizi yüzünüzü kuruttuğunuz havlu Güven abi. O da çok şikayetçi, burnunu falan silen misafir oluyomuş. "Mngodomun ayıları" diyo öyle yapanlara sövüyo hep. Ben ve benim gibileri aslında SISABİ (sıvı sabun birliği) adında gizli bir örgüt siz misafirliğe gitmeden 1 saat önce ev sahibinin evine bırakıyor. Siz gittikten sonra da özenle toplanıp imha ediliyoruz. Bu yüzden hangi markete giderseniz gidin benim gibileri bulamazsınız. Tek yol evinizi başkalarına açmak. O zaman da size güzel kokmayıp misafirlere güzel kokuyoruz. Böyle boktan bi hayatımız var. Kibs. Byes.

- "Çocuğum çok küfür ediyor!" diyor beyefendi. Töbe yarappim... Ulan sanki çocuğu sokağa çıkarıyorsunuz. Çocuk ana okulundan eve, evden ana okuluna gidiyor, arada disney channel izliyor, kalan zamanında da mal gibi bilgisayar, playstation başında. Bu çocuğa kames top vermemişsin, bahçede buzlu dondurma yiyerek 9 aylık oynamasına izin vermemişsin, "simiiit" diye bağıra bağıra arkadaşlarını kovalamamış, sonra da sövüyor diye başkalarını suçluyorsun. "Oğlum g.t deme çok ayıp kelime g.t" dedikten sonra önüne dönüp öndeki arabaya "KALDIRSANA LAN ARABANIN G.TÜNÜ!" diye bağırırsan söver tabi çocuk. Kimi örnek alacak senden başka, babasının sen onun. Ya sen de sövme, çocuk düzgün büyüsün, ya da bırak çocuğu hayatı sokaklarda top peşinde koşarak öğrensin. 7 yaşında çocuğun facebook hesabı olur mu lan. Sosyal mi o çocuk şimdi. Sinirlendim.

- Ben burdan popülist kültüre giydiriyorum diye kızanlar olmuş. Kime yanlış anlamasın, ben popülist kültüre "dışardan bakan entel bir kişilik" olarak saldırmıyorum çünkü. Ben de gayet o kültürün içerisindeyim, sen de içerisindesin, sosyalist komünist olduğunu iddaa eden de içinde. Yaşam bu şekilde dönüyor çünkü. Ben tek başıma bunu eleştirerek bir yere varamam, sadece seni bir 30 saniyeliğine düşündürürüm kendi hayatın açısından. Eğer bunun sonucunda "keşke hep beraber karşı çıksak bu duruma" diyebiliyorsan, o zaman ulaşmışımdır amacıma. O yüzden ben popüler kültürü eleştirirken kimse üzerine alınmasın, hipokrasi yapıyorum diye beni suçlamasın. Burda suçlu olan biz değiliz, 7 yaşındaki çocuğuna facebook hesabı açan, daha türkçeyi öğrenmeden dadısıyla zorla ingilizce konuşturan anne-baba. Allah da sizin belanızı versin gerzek ebeveynler. Küçücük çocukların hayatını çürütüyosunuz.

- Muhterem'e sevgiler selamlar. Görüşmek üzere.

0 yorum: