O eli indir, indir o eli.
"-Evet, ne görüyorsun bu resimde?
- KAN GÖRÜYORUM, DEHŞET GÖRÜYORUM! KAFALAR KOPUYOR!
Bu olmuş, verin buna 559C'yi sürsün. Söyle ısrarla önündeki araca selektör yapsın.
-Sen ne görüyorsun bu resimde? Neler var sence?
-Kelebekler var.
-Kelebekler mi? Nasıl kelebekler?
-BİRBİRİNİN ETİNİ YİYEN, KANA SUSAMIŞ KELEBEKLEARR!
Hmm... Bu daha iyi olmuş öbüründen. Verin buna 129T'yi. Kozyatağı'na gitsin gelsin. Arada trafik tıkanınca söyle insin taksi şöförü dövsün. Koltuğunun altına da levye koyun.
-Evet, siz beyfendi? Siz ne görüyorsunuz?
-Valla hocam... Ne desem yalan. O ne öyle saçma sapan. Karaltılar falan var. Pek bir şey göremedim açıkçası anlamsız geldi bana.
Hmm... Bu normal. Verin bunu Ulusoy'a orda sürsün otobüsünü. Arada da topkek kahve ikramı yapın. Konya Aksaray'da mutlaka mola verip gecenin kör bir saatinde paça çorbası içsin. Ön 3 sıra koltuğun duyacağı şekilde de arabesk müzik çalsın otobüste."
Yukarıda okuduklarınız bugün eve giderken rastladığım, ve eğer o normalse benim hayvanoğlu hayvan olmam çok muhtemel olan bir şöför profilinin kafamda oluşturduğu "Ulan İETT'ye nasıl şöför seçiyorlar acaba?" sorusunun muhtemel cevabı olabilir.
Yok eğer şöför seçme yöntemi üstteki gibi değilse, lütfen rica ediyorum Kadir Topbaş gelsin beni ikna etsin.
Şöförün üstünde kocaman "Şöförle konuşmayınız!" yazısı olmasına rağmen, şöför ısrarla yolda araba süren herkesin annesi hakkında konuştu. Uzun uzun konuştu hem de. Arada dönüp benden teyit alma girişiminde bulundu ağzındaki sakızla. Hayatta canım istemedikçe arkalara ilerlemem, bu sefer kendim koşa koşa arkalara ilerledim.
Keşke hayatın da böyle tuşu olsa. Karşıma bu şekil umumi öküzler çıktığında bassam, en yakın durakta, yada müsait bir yerde insem. Canım isteyince biner, tekrar anlamsız bir geleceğe doğru ilerlerim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder