Bir Kar Hikayesi..


"Okul... Dersler... Uyku... Stres... Hımmssspfffff... "

Sayıklamalarıyla uyandım şekerlememden. Saat 4 civarlarına yaklaşırken benim beynim de durmaya yaklaşıyordu bunu farkettim. Aslında bıraksalar, bıraksam, ertesi gün ders başlayana kadar uyurdum. Uğraşmak istemiyordum ki hiç... Ders stresi, yeni bir dönem, mevsim değişikliği... Ev işleriyle de uğraşmam gerekiyordu. Böyle aslında bi' meteor falan düşseydi ya etrafa, bana ve benim sevdiklerime değil de böyle tarla bir alana düşseydi. İnsanlar galeyana gelselerdi, okul tatil olsaydı. Hayaller, hayaller diye tekrar iç geçirdim, aynı anda utandım ama kendimden, meteor mu? Daha gerçekçi hayaller kurmaya başlamalıydım be kardeşim...

Doğruldum, hala her tarafım ağrıyor. Evin hiç de benim gibi birisine göre olmayan işleriyle uğraştım isteksizce. Bitince iç çekemedim, rahatlayamadım, çünkü biliyordum ki bu ilginç kısır döngü tekrar edecekti birkaç gün içerisinde.

Karnım aç bir şekilde televizyon izleyip internette takılırken düşündüm, "Yahu ayaklarım diğer günlerden daha mı fazla üşüyor? Belki de kaloriferler açık değildir..."

Dışardan yemek söyledikten sonra uyku etkisinin tamamen kaybolmasıyla biraz daha sağlıklı düşünmeye başladım. "Ayaklarım yine üşüyor... Çorap giymediğimden mi yoksa? Yok yok kaloriferler açık değil herhalde.."

Söylediğim yemekler gelene kadar kaloriferleri elimle kontrol etmeyi akıl edemedim, yada ettim ancak gerekli beyin enerjisini vücuduma sağlayamadım.

Yemeğim geldi, hala ayaklarım üşüyordu, saçlarım daha dağınık gözükmeye, gözlerim daha bozuk görmeye, tutulan yerlerim daha çok ağrımaya başlamıştı. Yine de uzak durdum kaloriferlerden, çünkü çalışmıyorlarsa başka çözümler aramam gerecekti, ve ben o çözümler için fazla miskindim o esnada.

Yemeği süpürüp, kendime geldikten sonra sırtımı kalorifere yasladım. Allah allah, çalışıyorlardı? Niye üşüyordum ki ben.. Haberleri izledim, dergi okudum, oyalandım, arkadaşlarıma mesajlar çektim... Tam kalkıp bilgisayara yöneldim ki sarı ışıklar gördüm dışarda. Ambülans? Yoo... İtfaiye? Bi bakiym bari...

E tabi bu esnada normal bir insan "Aa ne güzel" tepkisini verir. Ama adanalıyız biz.

"OHA LAN KAR YAĞIYO! HER YER BEMBEYAZ! OHA!"

Msnde ilk karşılaştığım dostum Cihan ile aramızda şöyle bir diyalog geçti ;

Mehmet: Abi kar yağıyo?
Cihan: Evet abi, burayada yağdı ama çok değil.
Mehmet: Olm her yer bembeyaz? Kar istemiyorum ben..
Cihan: Üzülme Mehmet, hayat böyle... Kar istemiyo olabilirsin ama okulların açılma gerçeğini değiştirmiyo bu :D :D

Nasıl ya aynı tepkiyi vermez? Kar olm bu? İnsan kara bu kadar sıradan tepki verir mi? Cihan neyin var?

Derken Berk girdi msne.

Mehmet: Berk dışarı bak kar yağıyo, her yer bembeyaz!!!
Berk: Oha harbi lan! Oha heryer bembeyaz! Süper lan!

Ahahaha, işte aradığım tepki bu. Artık gönül rahatlığıyla karı sindire sindire izleyebilirim.

Acaba dışarı çıkıp kardan adam mı yapsam? Yok yok deli sanacak millet bu saatte... Ekmek alma bahanesiyle çıkıp kar toplayıp evin içinde mi debinsem? Bu saatte bakkal mı açık olur ki... Kapıcıa söyleyeyim kar getirsin? Oha... Pencereden şu aşşağıdaki kar topluluğunun üzerine atlasam acaba..

Not: Çok fazla gördüm geçtiğimiz sene. Gına gelmişti artık. Ama görüyoruz ki bazı özelliklerimiz üzerlerine ne kadar gitsek de değişmiyor :)) Anlamıyorum netekim, biz adanalılar nasıl kar görünce bu kadar sevinebiliyoruz...

Bu yazıyı tüm kar severlere adıyorum bebelerim!

2 yorum:

cihan dedi ki...

mehmet ne adamsın ya =D az önce konuştuklarımız bi baktım blogda :D gerçi blogda göründüğü gibi ruhsuz bi tepki verdiğimin farkında değildim valla..berkin tepkisi anında kafamda canlandı..keşke biraz dha kar görebilseydiniz gençler..umarım yakında...

beCko dedi ki...

mehmet sana gereken cevap verilecektir :D